Ana içeriğe atla

Bandırma'da Bir Başka Yaz Gecesi

 

5. Bandırma Açık Hava Sinema Akşamları programı 28 Ağustos 2026 cuma akşamı tamamlandı ve Bandırmalılara dolu dolu bir film şöleni sundu. Daha önceki yıllara kıyasla bu yıl izleyici sayısında muazzam bir artış olduğunu ve bu ilginin kuru bir ilgi olmadığını da hatırlatmak isterim. Ülkemiz sinemacıları gerçekten de çok iyi işlere imza atıyorlar, bu gerçekten de sevindirici. Bu açıdan izlediğim beş filmi ortaya çıkaran tüm emekçilerin ellerine ve emeklerine sağlık. Tüm filmlerde insana dair, topluma dair, hayata dair bambaşka bakış açılarını gördük.
İkinci teşekkürüm katılımcılara. Katılanların sayısı yanında yönetmen ve oyuncularla yapılan söyleşilerde yöneltilen soruların sayısı ve seviyesi de muazzamdı. Benim sıklıkla kullandığım "Bandırma bir kültür ve sanat şehridir" ifadesinin sanırım sinema camiasındaki karşılığı "Bandırmada çok nitelikli bir izleyici kitlesi var" olacaktır.
Üçüncü teşekkürüm bu etkinliği mümkün kılan Bandırma Belediyesi, gönüllü arkadaşlarımızdan oluşan ve film seçkisinin hazırlanmasına vesile olan ve organizasyonun her aşamasında birer nefer gibi çalışan Atölye Gölge ve Film Koop'a. Bence hepsinin katkıları çok değerli ve bu başarının ardında katılımcı bir yönetişim mekanizmasının olduğunu da hatırlatmak isterim. Bu süreçte Bandırma Belediyesi maddi ve lojistik imkan sağlama yanında etkinliği sahiplendiğini başkan ve başkan yardımcısı seviyesindeki katılımla gösterdi. Bu sahiplenme süreçte yer alan tüm belediye personelinde de mevcuttu. Ama bunu yaparken hemen her aşamada sivil toplumla birlikte çalıştılar ve özellikle içerik belirlenirken Atölye Gölge mensubu gönüllü arkadaşlarımızın çok önemli katkıları oldu. Böylelikle hem nitelikli bir etkinlik oldu, hem de ortaklaşa kotarılan bu etkinlik daha geniş kitlelerce sahiplenildi ve hatta bizler de tanıtım sürecinin gönüllüleri olduk. Burada birlikte/ortaklaşa üretim (co-production) sonucu ortaya çıkan yeni türden bir kamusallık var ve kanımca bu çok değerli.
Gelelim temennilere 6. Açık Hava Sinema akşamlarını aynı mekanda izlemeye devam edebilmek ilk temennim. Malum halka açık, insanların şehrin dört bir yanından gelerek spor yaptığı, yürüyüş yaptığı, çocuklarını gezdirdiği, hava aldığı, film izlediği bu kamusal alanın/müştereğin çitlenerek özelleştirilmesi söz konusu. Çamlık halkındır, halkın kalmalıdır.
İkinci temennim Atölye Gölge tarafından yıl içinde Santral Kültür Merkezinde düzenlenen film gösterimlerine da böyle kitlesel katılım sağlanması. Çıkın çıkın gelin, hem film izleniyor hem de uzun uzun tartışılıyor. Orada da bir birlikte/ortaklaşa üretim (co-production) sonucu oluşan bir müşterek var ve müşterekler ancak bizler katıldığında, katkı verdiğinde, sahiplendiğinde ve kullandığında amacına hizmet ediyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aydın Uygur'un ardından

Sene 2020. Bir karantina akşamında acaba ne film var diye TRT2’yi açıyorum. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının Orhan Şallıel’in yönetiminde verdiği Osmanlı’dan Viyana’ya temalı konserin kaydını izliyoruz. Şallıel İsmail Dede Efendi’nin Yine Bir Gülnihal eserini Strauss’un Mavi Tuna eseri ile eşleştirmiş ve hikayesini anlatırken ben spoiler vermeye başlıyorum. Hikayeyi Şallıer’den önce anlatıp, bir de detone sesimle hatırladığım kadarıyla söylemeye çalışıyorum ve zihnim beni yanıltmıyor, lisede ders aldığım müzik öğretmenim sayesinde hepsini ezberden okuyorum. Kendisini uzun zamandır aramadığım aklıma geliyor ve hemen telefona sarılıyorum hocamı aramak için. Rehberde etrafındaki bütün numaralarda Whatsapp yeşili varken onunkinde yok, çeviriyorum, böyle bir numara yok, diyor. İkinci bir sabit hat var onu da çeviriyorum. Ona da yanıt veren olmuyor. Aydın Hoca’nın sosyal medyada olmadığını bildiğim halde son bir umut taratıyorum. Maalesef kötü haber bir kenardan karşıma çıkıyor. 26 ...
Uzun zaman once açtigimm, ama oldukça yogun geçen bir yaz doneminde hemen hemen hiç dokunamadi?im bu blogger hesabimi biraz kullanayim dedim. Hayat(im)a dair kisa kisa notlar tutmaya baslayacagim burada, tabii kullanmayi basarabilirsem.... bir de belki kendi resmi websayfamdaki bazi seyleri de buraya alirim

Gülmeye İhtiyacı Olan Şehir

Futbol. Önemli memleket meselelerinden biri. İşyerlerinin, kahvehanelerin ve televizyon kanallarının ve ders aralarının en önemli gündem maddesi. Kimi zaman kavga ve hatta cinayete kadar giden tartışmaların kaynağı, insanların ciddi aidiyetlerinin gözlemlendiği bir alan. Velhasıl alakalı olmasanız da tamamen kaçmak mümkün değil futboldan.   Ama “hayatınızda futbolun yeri nedir?” diye sorarsanız, çocukluk ve gençlikte ciddi bir taraftarlık, sonrasında bir beş altı yıl düzenli oyunculuk, sonrasında da gittikçe azalan bir ivmede haftalık özetlere kadar inen bir ilgim söz konusu. Bir de geçtiğimiz hafta canlı yayında Somaspor-Muğlaspor maçını izledim. Bir aksilik olmazsa bu akşam Somaspor-Pazarspor final maçı için yine ekran başında olacağım. Yani, ortalamadan ciddi bir sapma söz konusu. Gençlik yıllarında en çok hangi takımı seyrettiğim sorarsanız, ayrımsız büyüdüğüm yılların Soma takımlarını derim. Onların dışında birkaç kez İzmir’de milli takımı ve birkaç defa da İzmir ve Ankara...