Ana içeriğe atla

Christophe Dejours

……Sadece buyrukların yerine getirildiği, kurallara uymakla yetinildiği, şevkin, istencin, hevesin olmadığı bir durumda sistem işlemez. En iyi ihtimalle arızalanır, durur en kötü ihtimalle de infilak eder……

….Bugün yaşadıklarımızın sistemin bir sonucu olduğu, ekonomik sistemin, piyasanın bir sonucu olduğu ve dolayısıyla yapacağımız bir şey olmadığı söyleniyor bize. Bu baştan aşağı bir yalan. İnsan bilimlerinde kırk-elli yıldır bildiğimiz şeyin sonuçları bunlar: Hiçbir sistem, hiçbir kurum, hiçbir şirket, hiçbir devlet, hiçbir ordu sadece sistemin iç mantığının gücüyle ya da mekanik diyebileceğimiz işlemlerle çalışmaz. Kendi kendini dayatan bir iç mantık yoktur, onu ortaya koyan işler kılan insanların katkısıdır. Nazi savaş suçluları Nuremberg mahkemesinde yargılanırken hepsi sadece kendilerine verilen emirleri yerine getirdiklerini söylediler. Yalan söylüyorlardı. Halbuki şevk göstermişlerdi. Aksi takdirde Nazi sistemi asla işlemezdi. Bugün de insanlardan şirketlerde, işletmelerde, kendi kendilerineyken onaylamadıkları, kınadıkları, ayıpladıkları, günah gördükleri icraatlara katkıda bulunmaları, iştirak etmeleri isteniyor ve insanlar katkıda bulunuyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aydın Uygur'un ardından

Sene 2020. Bir karantina akşamında acaba ne film var diye TRT2’yi açıyorum. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrasının Orhan Şallıel’in yönetiminde verdiği Osmanlı’dan Viyana’ya temalı konserin kaydını izliyoruz. Şallıel İsmail Dede Efendi’nin Yine Bir Gülnihal eserini Strauss’un Mavi Tuna eseri ile eşleştirmiş ve hikayesini anlatırken ben spoiler vermeye başlıyorum. Hikayeyi Şallıer’den önce anlatıp, bir de detone sesimle hatırladığım kadarıyla söylemeye çalışıyorum ve zihnim beni yanıltmıyor, lisede ders aldığım müzik öğretmenim sayesinde hepsini ezberden okuyorum. Kendisini uzun zamandır aramadığım aklıma geliyor ve hemen telefona sarılıyorum hocamı aramak için. Rehberde etrafındaki bütün numaralarda Whatsapp yeşili varken onunkinde yok, çeviriyorum, böyle bir numara yok, diyor. İkinci bir sabit hat var onu da çeviriyorum. Ona da yanıt veren olmuyor. Aydın Hoca’nın sosyal medyada olmadığını bildiğim halde son bir umut taratıyorum. Maalesef kötü haber bir kenardan karşıma çıkıyor. 26 ...

Emek ve Liyakat

Bu yıl gerçekleşen 1 Mayıs kutlamalarında her sene olduğu gibi emeğe yapılan vurgu ve verilen değer ön plandaydı. Ancak yüce bir değer olduğu tekrarlanan emek konusunda son zamanlarda öğrencilerimi motive etmekte zorlanıyorum. Bizim dönemimiz, yeni kuşaklar, şimdiki gençlik tartışmalarına girmeden öğrencilerimi olumsuz etkileyen koşullardan bahsetmek istiyorum. Mezun arkadaşlarından ve çevrelerinden duydukları belli ki canlarını sıkıyor. Üst üste yüksek puanlarla girdiği mülakatlardan eli boş çıkan mezunlarımız uzun süren sınava hazırlık dönemlerinde verdikleri emeklerin heba olduğunu düşünüyorlar. Arkadan gelenler de bu durumdan fazlasıyla etkileniyorlar. İşte bu nedenle bugün biraz liyakat ilkesinden bahsedeceğim, yani bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumunun işe almalarda ve yükselmelerde gözetilmesi gereğinden bahseden liyakat ilkesinden. Başka bir yazımda kurumlar için hedefe giden her yol mubah değildir, hatta uygun da olmayabilir derken, izlenm...
Uzun zaman once açtigimm, ama oldukça yogun geçen bir yaz doneminde hemen hemen hiç dokunamadi?im bu blogger hesabimi biraz kullanayim dedim. Hayat(im)a dair kisa kisa notlar tutmaya baslayacagim burada, tabii kullanmayi basarabilirsem.... bir de belki kendi resmi websayfamdaki bazi seyleri de buraya alirim